Ana Sayfa / Dünyada Yenice / Prof. Dr. Hikmet Birand, Dünya Mirası ve Yenice Ormanları

Prof. Dr. Hikmet Birand, Dünya Mirası ve Yenice Ormanları

“Her yer orman; her şey yeşil sessizlik içinde. Birbiri ardına sıralanan, önden arkaya doğru benizleri yağızlaşan ve ufukta akşam bulutlarıyla bir olan tepeler, hep orman…”

Yukarıdaki yazı; Prof. Dr. Hikmet Birand’ın, 1957 yılında yayımlanan ‘Anadolu Manzaraları’ kitabından kısa bir alıntı. Yenice ormanlarının 1950’li yıllardaki halini anlatan bu yazı, bence yazılabilecek en iyi ve en değerli yazı.

yenice-derin-vadiler

Anadolu Manzaraları
İçinde doğa sevgisi ve ilgisi olan insanlar Prof. Dr. Hikmet Birand’ı çok yakından tanırlar. Anadolu Manzaraları ve daha sonra yayımlanan ‘Alıç Ağacı ile Sohbetler’ kitabı da doğaseverlerin başucu kitabı olmuştur. 1906-1972 yıllarında yaşamış olan Birand, bitki sosyolojisi bilim dalının ülkemizdeki kurucusudur. Herkese tavsiye edebileceğim ‘Anadolu Manzaraları’ ve ‘Alıç Ağacı ile Sohbetler’ kitapları insanlara doğa sevgisini yalın bir biçimde anlatır. Bu kitapların, okullarda ders kitabı veya kaynak kitap olarak okutulması gerektiğine inananlardanım.

yenice-guz-dere

Alıç Ağacı ile Sohbetler
Prof. Dr. Hikmet Birand’ın ‘Alıç Ağacı ile Sohbetler’ kitabından bir alıntı ile Yenice ormanlarının neden UNESCO Dünya Doğal Miras Listesi’ne alınması ve korunması gerektiğini çok iyi anlatıyor. Bu yüzden yazılarımda, değerini çok sonra anlayabildiğimiz üstadın gözlemlerini paylaşıyorum. Birand, bir gün ziyarete gittiği ağacın kesildiğini görünce şu cümleleri yazmış: “Seni benden başka kimse hatırlamaz artık, hatta seni kesip yok eden bile. Ama sohbetlerimizi dinleyenler, sanıyorum ki unutmayacaklardır seni. Sonra belki bir gün gelir, biz de seni, dallarında öten kuşları, çiçeklerine konan kelebekleri kendimiz gibi beller; hepimiz için şenleştiğiniz bu dünya yurdunda onların da bizim gibi yaşamaya hakkı olduğunu anlar, hiçbirinize kıyamaz oluruz…”

Prof. Dr. Hikmet Birand’ın eserleri
Büyükada’nın Yeşil Örtüsü (1936),
Keltepe Ormanlarında Bir Gün (1948),
Bitkilerde Ekonomi Prensipleri. Biriktirme ve Arttırma (1950),
Bitki Türleri (1952),
Türkiye Bitkileri (1952),
Anadolu Manzaraları (1957),
Kurak Çorak (1962),
Karapınar Olayı ve Erozyon (1964),
Alıç Ağacı ile Sohbetler (1968).

yenice-guz-orman

Doğa Yenice’dir
İki yıldır Yenice coğrafyası üzerine çalışıyoruz. Yenice Belediyesi adına, Doğa Yenice’dir isimli bir proje kapsamında çeşitli zaman aralıklarında görsel ve bilgi toplayıp, gözlemler yapıyoruz (www.dogayenicedir.com). Böylesine büyük ve önemli bir proje Sırtçantam ekibine görev verip fırsat tanıyan başkan Zeki Çaylı’ya teşekkür ediyoruz.

Ülkemizde Yenice isimli iki ilçe bulunmakta. Bu iki ilçenin de coğrafyası birbirinden değerli. Çanakkale’nin Yenice İlçesi, Kazdağları’nın kuzey eteklerinde kurulu. Benim Sırtçantam ekibi ile çalışma yaptığım Yenice ise Zonguldak, Bolu, Bartın ve Karabük illerinin orta yerinde, Filyos Irmağı’nın kıyısında, idari olarak Karabük İli’ne bağlı bir yerleşim.

yenice-guz-ormanlar

Yenice belgeseli
İki yıl boyunca Yenice doğasını gözlemledik. Filyos Irmağı’ndan (Filyos Vadisi’nin Yenice’den geçen kaynağın ismi Yenice Çayı’dır) bölgenin en yüksek noktası Keltepe’ye kadar (Yaklaşık 2 bin metre) olan alanda gözlemler yaptık. Bölgenin yağış rejimlerini, mevsim geçişlerini, bitki ve hayvan çeşitliliğini inceledik. Yükselti farklılıklarının bitki çeşitliliği üzerine etkilerini gözlemledik. Kısaca, Yenice coğrafyasının en temel değerleri hakkında bilgi sahibi olduk. Bu bilgiler ışığında bir belgesel film hazırlayacağız. Bu filmi, 23 Aralık 2016 günü ilgilisi ile buluşturacağız.

Birand, son kitabını ben doğduğum yıl yayımlamış. Oysa ben üstadı 90’lı yılların başında yazmış olduğu eserlerden tanıdım. Üstad, tanıdığım yıllardan çok önce bu dünyadan göçüp gitmiş, sohbetler ettiği ‘Alıç Ağacı’ da kesilmişti. İki yıl boyunca Yenice coğrafyasında pek çok ağaç türü, çiçek türü ve bölgenin hayvan varlığı ile kendi dilimde ben de sohbetler ettim. Benim de sohbet ettiğim ağaçlar kesildi, çiçekler ezildi ve hayvanlar maalesef vuruldu.

Tüm bu izlenimlerim sonucunda Yenice’nin sonsuza kadar korunabilmesi için bir takım planlara ihtiyaç olduğu ortada. Bölgenin tek geçim kaynağı olan ormancılık olması, ormanları tehdit ediyor. Bu yetmez gibi avcılık, bölgeye yaşayan hayvan varlığına da yok ediyor. Bilinçli ya da bilinçsiz avcılık diye bir şey yoktur. Avcılığın her türü bence kötüdür. İnsanoğlu avcılık ve toplayıcılık dönemini bitireli 10 bin yıl oldu. Yenice ormanları, pek çok canlı türünün son sığınağı konumda olduğundan dolayı her organizma çok değerli.

yenice-kizilkaya-vadisi

Yenice ormanlarının biyolojisi
Yenice ormanları anıt niteliğindeki ağaçları, doğal yaşlı ormanları, derin vadileri, akarsu ekosistemleri ve barındırdığı yaban hayatı çeşitliliği ile ülkemizin en önemli doğal gen merkezi. Türkiye’nin en bakir ve kesintisiz ormanlarından biri olan Yenice ormanları yüksek bir yerden bakıldığında uçsuz bucaksız bir denizi andırır. Bu ormanlar, tüm bu doğal değerler bütünü ile Avrupa’nın 100 orman sıcak noktasından biri kabul ediliyor. Ayrıca Doğa Derneği’nin Türkiye’de belirlediği 305 Önemli Doğa Alanı’ndan da biri.

100 Orman Sıcak Noktası
WWF, 1999 yılında Avrupa Kıtası’nda bulunan zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ve acil olarak korunması gereken ormanlık alanları belirlemiş. Belirlenen bu ormanlara ‘Avrupa’nın 100 Orman Sıcak Noktası’ ismi verilmiş. Türkiye’den bu listeye 9 orman sıcak noktası alınmış. Yenice ormanlarının da içerisinde bulunduğu Türkiye’nin 9 Orman Sıcak Noktaları şu şekilde: Küre Dağları (Kastamonu-Bartın), Amanos Dağları (Hatay-Osmaniye), Fırtına Vadisi (Rize), Karçal Dağları (Artvin), İstanbul Ormanları, İbradı-Akseki Ormanları (Antalya), Datça ve Bozburun Yarımadaları (Muğla) ve Babadağ (Fethiye, Muğla).

yenice-nehir

Geniş ve iğne yapraklı karışık doğal yaşlı orman yapısına sahip olan Yenice’de bin ile 1200 metre yükseklikler arasında Doğu kayınının baskın olduğu geniş yapraklı ormanlar hâkim. Bu yükseltiden sonra Uludağ göknarı ve Sarıçam gibi iğne yapraklı ağaçlar görülmekte. Keltepe’ye yani bölgenin en yüksek coğrafyasının olduğu alanlarda ise Alpin kuşak bitkileri görülüyor.

İncedere ve Şimşirdere’nin nehre karıştıkları aşağı kesimlerde, Akdeniz Bölgesi’nde görmeye alışık olduğumuz Sandal, Funda, Beyaz çiçekli laden, Akçakesme, Menengiç, Erguvan ve Sumak gibi odunsu türler karşımıza çıkıyor. Çitdere ve çevresinde Porsuk, Fındık, Karaçam, Çınar yapraklı akçaağaç, Kayın gövdeli akçaağaç, Sapsız meşe ve Dağ karaağacı anıt ağaçları bulunuyor. Bölgenin yaban yaşamının üyeleri ise; Boz ayı, Vaşak, Yaban kedisi, Kurt, Çakal, Tilki, Karaca, Ulu geyik, Yaban domuzu ve Sansardır. Yenice Belediyesi yapmış olduğu başka bir çalışmasında bölgenin kelebek türlerini ortaya çıkardı. Bu konuyu ileride çok daha geniş olarak inceleriz. Bölgede farklı kuş türleri de yaşam olanağına sahip. Aksırtlı ağaçkakan, Ortanca ağaçkakan, Alaca sinekkapan, Küçük yeşil ağaçkakan ve Çizgili ötleğen gibi türler Yenice ormanlarının hür kanatlıları.

yenice-orman-denizi

Koruma alanları
Yenice Ormanları’nın bir kısmı Kavaklı Tabiatı Koruma Alanı, Çitdere Tabiatı Koruma Alanı ve Yenice Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak koruma altına alınmış durumda. Böylesine önemli bir coğrafyaya bu koruma yetmiyor. Bölgenin uzun vadede yapılacak bir çalışma ile UNESCO’nun Dünya Doğal Mirası Listesi’ne alınması gerekli. Ormancılıktan geçinen insanlara gelir kaynağı temin edilip, bu ormanlar sonsuza kadar hak ettiği şekilde korunmalı. Bölgedeki avcılar da (Avcılığın yasalı, ya da kaçağı yoktur) tespit edilip cezalandırılmalıdır.

Karabük’ün Safranbolu İlçesi 1994 yılında UNESCO Dünya Kültürel Miras Listesi’ne girmiş. Safranbolu, bu süreç içerisinde korunup, gelecek kuşaklara aktarılacak bir değer olarak ayaktadır. Yenice’nin de bu listeye dâhil olup korunması gereklidir. Yenice ormanlarını başka bir türlü korumak maalesef mümkün değildir. Ancak UNESCO gibi bir oluşum bu ormanları koruyabilir. Böylelikle, Karabük İli’nin doğal ve kültürel anlamda miras değerleri olmuş olacak.

Prof. Dr. Hikmet Birand ile bu yazıya başladık, onunla bitirelim: “İşte kepeneğini sırtlamış, cigarasını tüttüren ve treni seyreden çoban. O, bu ovanın masallarının kahramanıdır, bilgedir. Büyükler, zenginler hep ondan akıl danışır. Bütün ömrünü hep bir başına stepin beyaz günlerinin ıssızlığı, parlak yıldızlı gecelerin sessizliği içinde geçiren ve düşünen adam ermez de kim erer?”

Metin ve fotoğraflar: İsmail Şahinbaş

Not: Bu yazı ve görseller, 13 Kasım 2016 tarihinde Yenibirlik Gazetesi’nde yayımlanmıştır.