All for Joomla All for Webmasters

Türkülerimiz

 “Türkü seven türkü söyler” özdeyişinden de anlaşılacağı gibi, Türk halkı; sevinçlerini, hüzünlerini, hadiseler karşısında duygu ve düşüncelerini türkülerle dile getirmiş, geçmişindeki sevinç ve dramlarını türkülerde yaşatmıştır.

Türk halk edebiyatının dokusunu meydana getiren önemli liflerinden birini oluşturan türkülerimiz; bölge bölge, yöre yöre konusuna ve mazisine göre bir anlam ifade eder. Yenice ve bağlı köylerinde de bundan 35-40 yıl, hatta daha evvelki yıllarda söylenen türkülerin izlerini; ancak sıkı bir araştırma yapıldığında ortaya çıkarabilmek mümkün; çünkü, gelişen iletişim teknolojsi, sosyal hayattaki yeni oluşumlar, bir kısım öz kültür öğelerinin unutulma ve hatta yok olma noktasına getirmiştir. Ama yine de bazı köylerde hayatta kalan 80 veya 90’lık yaşlıların hafızalarında bazı türkülerin hala yaşadığını görmek mümkündür.

Satuk Köyü Yusufbeyoğlu Mahalİesi’nde oturan 89 yaşındaki İbrahim Dereli bunlardan sadece biri… Gençliğinde; düğünlerde, ekin ekme zamanı tarlalarda, hayvan otlatırken çayırlarda kavalla söylediği türkülerin çevredekiler tarafından zevk ve heyecanla dinlendiğini yörede herkes biliyor. İbrahim ustanın 60-70 yıl önce söylediği; ancak şimdi sadece bazılarını hatırlayabildiği, aynı zamanda yörenin dil ve ağız özelliklerini yansıtan türkülerden bazıları:

 

DERELER

 

Endim derelerine

Bilmem nerelerine

Beni doktor yapsınlar

Kızlar hastalarına

 

Deniz dibi delinsin

Sen bir taze gelinsin

Dokuz kocaya varsan

Son nikahta benimsin

 

Deniz üstü tütüyor

Kız memelerin bitiyor

Memelerin biterken

Aklın baştan gidiyor

 

Derelerin inciri

Saatimin zinciri

Dün akşam neredeydin

Koynumun güvercini

 

Endim dereye durdum

Turalı para buldum

Yedi köyün içinde

Ben bir kıza vuruldum

 

 

Derelerin uzunu

Kıramadım buzunu

Aidim çerkez kızını

Çekemedim nazını

 

Bahçalarda mürdüme

Çare bulun derdime

Ben bu dertten ölürsem

Tel vurun efendime

 

Armut daldan düşer mi

Günde yahni bişer mi

Sevip sevip yarılmak

Şanımıza düşer mi

 

Elmanın irisine

Yağsıdım gerisine

Beni çoban tutsunlar

Kızların sürüsüne

 

Susadım su isterim

Bana çeşme gösterin

Ben çeşmeden kanamam

A! yanaktan isterim

 

Suya endim kamışa

Su ne yapsın yanmışa

Mevlam sabırlar versin

Yarinden ayrılmışa